Macera doluuu Amerika: Washington ve Baltimore

Bir süredir sesim soluğum çıkmıyordu çünkü Amerika’ya gitmiştim.

Anlatılacak o kadar çok şey var ki, hepsine bir tek yazıya sığdırmam imkansız.

İsterseniz Washington ve Baltimore’dan başlayayım:

Biletleri alırken programı tam olarak kafamda yerleştirmediğim için New York’a uçtuk, havaalanında hemen araba kiralayıp  Baltimore’a gittik.

Baltimore güzel bir kent, ancak en büyük hatam burada gördüğüm Cheesecake factory’e o anda tatlı ihtiyacım olmadığı için dalmamak oldu, zira New York’ta Manhattan bölgesinde tek bir cheesecake factory yok!  Ve her nasılsa programıma gideceğimiz restoranların, tüm müze ve mağazaların bile adresine yazan ben Cheesecake Factory’i atlamıştım her yerde vardır diye… Sonuç olarak bu efsane cheesecake’lerden yiyemeden döndük…

Neyse ki Cheesecake Factory’i atlasam da hazır arabamız varken Barnes & Noble’a yani Amerika’nın zannedersem en büyük kitap satış zincirinin mağazasına girmeyi ihmal etmedik. Baltimore liman kısmını da gezdikten sonra, arabaya atlayıp Washington’a devam ettik ve  45 dakika kadar sonra Washington’a vardık.

Vardık dediysem, saatlerdir uyku uyumadığımızdan yolculuğun bu son kısmı biraz zor geçti.

Otele çok yakın olan Beyaz Saray ve anıtları gece aydınlatılmış halleriyle görüp, otele geçtik.

Washington’da saat farkından dolayı sabahın 4’ünde gözlerimizi açınca ne yapsak ne yapsak diye düşünürken benim New York programımda olan Home Depot’ya gitmeye karar verdik. Washington’daki Home Depot’nun saat 06:00 itibariyle açılması da bize hoş bir sürpriz oldu tabii! Bu arada Home Depot bir yapımarket, aynı bizim Bauhaus’a benziyor!

Peki yapımarkette işim neydi?

İşime yarar birşeyler bulabileceğimi düşünmüştüm nitekim öyle oldu, Martha Stewart’tan özel bir set aldım dekoratif boyamada doku, çizgi görüntüsü, kareli görüntü vs oluşturmamı sağlıyor. Şimdiden onu ilk kez kullanacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. Aslında daha neler neler vardı da, taşımak güç diye elimi bile süremedim…

:(

 

Home Depot’dan çıkınca kahvaltı edip Wasghington sokaklarındaki evlerin fotoğraflarını çektikten sonra  Smithsonian müzelerine gittik.

Air and space Museum ve Natural History museum vardı listemizde, ikisini de çok beğendik.

Müzeler bitince taksiyle Georgetown’a gittik, Washington’da yeme içme deyince herkes Georgetown’u gösteriyor. Güzeldi, ama tıpkı Washington’da olduğu gibi birşeyler eksikti Georgetown’da da…

Washington sokakları da çok güzel, evler nefis, ama bana kalırsa ruhta bir eksiklik var, belki sokaklar bomboş olduğu için…

Ertesi sabah erkenden uyanıp(Saat kurmaya gerek yoktu, zira biz hala İstanbul saat diliminde yaşıyor gibiydik) arabaya atlayıp New York’un da 1 saat ötesinde olan Woodbury Outlet’e gittik…

Outlet inanılmaz büyük bir yer, herkes eline haritatayı almış çalışarak geziyor. Herhalde  Thanksgiving (Şükran Günü’nden) hemen önceki Pazar olduğu için  çok kalabalıktı.  Bırakın kasadaki sırayı, bazı mağazaların önünde bile kuyruk vardı…

Fiyatlar olağanüstü değildi, ama  güzel fiyatlar da vardı, biz de birşeyler aldık, ama öyle sanıyorum ki Yılbaşı ertesinde gitmiş olsak çok daha iyi fiyatlar yakalayabilirdik…

Woodbury çok büyük olduğu için açılışıyla içeri girdiğimiz bu outletten ancak kapanışa 45 dakika kala ayrılabildik, 1 saat mesafedeki New York’a geri döndük, arabayı iade ettik ve yolculuğun kalan kısmında yaya olarak hareket ettik.

Kalan detaylar daha sonra :)

 

 

 

 

Bunlara Bir Göz Atın

Comments

  1. Tuba Sefayi Atalan says:

    Amam ben gerisini de çok merak diyorum…bu arada bu yazım stiline bayıldımmmmmmmmmmmmm:))) kocaman öpüyorum….sevgilerrrr

N.U.R. için bir cevap yazın Cevabı iptal et

*