Senin sandalyen hangisi?

50’lerin tasarıms andalyeleri yeniden aramıza dönünce, ben de sizlerle beğendiğim bazı tasarım sandalyeler üzerine bir yazı paylaşmak istedim. Ve başlıyorum: DSW   Ray Eames&Charles Eames’ retro DSW adlı sandalyesi. Ahşap ayakları ile polipropilene sıcaklık katılmış. Sade, yalın,ama biraz da renk eklenince çok güzel bir tasarım. Ben sarı ve beyaz olanlarını yemek masamın etrafına dizdim bile! [Read On]

Turkuaz Oturma Odaları

Halı doğal… Mobilyalar beyaz… Kanepe açık renk… Herşey bu kadar sadeyken, Yalın kanepe değişik yastıklarla canlandırılmış ve perdeler de canlı kumaştan seçilerek odak noktası oluşturmuş. L koltuk rahatlığı ve herkes için yeterince yer olmasını sağlıyor.   Turkuaz soğuk bir renk olsa da, bence girdiği her odada huzurur garantiliyor Bu güzel odadan çıkıp, turkuazı biraz daha önplana [Read On]

Brad Pitt tasarıma el attı!

Kendisi de başlı başına bir tasarım harikası(!) olan Brad Pitt  Frank Pallaro ile güçleri birleştirdi ve Brad Pitt’in tasarladıklarını özel üretimle hayata geçirdiler. Bu mobilyalar Frank Pallaro’nun New Jersey’deki atölyesinde elde ve sınırlı sayıda üretiliyorlar. Koleksiyon şimdilik 12 parçadan oluşuyor ve içerisinde yatak, sehpa, yemek masası, bar taburesi, raf ünitesi gibi parçalar bulunuyor.  Ortaya çıkan eşsiz [Read On]

2013’ün rengi

New York’ta girdiğim, gezdiğim dekorasyon mağazasının haddi hesabı yok. Bilmiyorum dönüşte evimizi, bilhassa salonumuzu kalabalık bulduğumu söylemememe gerek var mı? Salonumuzda neler var, neler! Seyahatlerimizden topladığımız objeler, fotoğraflar, kızların düşen ilk dişleri, çeşitli zamanlarda İbotane’ye hediye ettiğim kupalar… Aklınıza gelebilecek herşey hatırası var diye orada… New York’taki minimal, modern, yalın tarzı görünce gözlerim nasıl rahat [Read On]

Antremiz değişim sonrası

Yaklaşık 1 sene kadar önce peyderpey değişim başladı antremizde. Öncesi -sonrası foto istemeyin, klasik ben yine tedbirsiz davrandım, biraz da değişim 2 günde gerçekleşmek yerine, 6 ay gibi bir süreye yayıldığı için fotoğraf çekmek aklıma gelmedi açıkçası. Herşey Euroflora’dan aldığım telefon kulübesi dolapla başladı,  aslında ilk değişim Nordist ağaç formlu askılıktı, ama ilham veren, daha [Read On]

Antrelere bakış

Antreler genellikle evlerin en çok ihmal edilen yerleridir. Oysa eve giriş yapıp ilk gördüğümüz yer antredir! Aynı zamanda bir misafir geldiğinde de ev hakkında “ilk izlenim” edindiği yerdir.. Ne var ki, antreleri doğru yerleştirmek çoğu zaman zordur. Çünkü: Antreler çoğu zaman dardır, küçüktür. Kimi zaman karanlıktır… Bol depolama alanına ihtiyaç duyar. Dahası çok trafik alan [Read On]

Renk kullanımı

Kimileri renkler konusunda adeta cambazlık yaparken, kimimizin de güzel olana bakıp bakıp ağzının suyunu akıtıp, ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın aynı etkiyi sağlayamaması ne kadar acı değil mi? Bana kalırsa güzel kombinasyonları yakalamak cesur olmaktan, renkler ve desenlerle oynamaktan, aşırı detaya kaçmamaktan geçiyor… Yani ne kadar kasarsak, o kadar zorlama ve başarısız bir sonuç elde [Read On]

Az yer kaplayan çok işlevli mobilyalar…

Artan nüfusla beraber yaşadığımız şehirlere sığamayıp, şehir dışlarına doğru taşmaya başladık… İstanbul gibi trafikli bir şehirde kimi zaman çekilmez bir hal alan bu duruma belki de ancak Japonlar gibi minicik evlerde, minimal hayatlar sürdürerek karşı koyabilirdik. Küçük yerleşim alanları fikri Türk hayat tarzına pek uymasa da, çok beğendiğim -Hatta aklımı başımda alan- bu mobilyaları sizlerle [Read On]

Hangisi sizin Lack’ınız?

IKEA’yı ne denli sevdiğimi sağır sultan bile duydu. Tek kusuru biraz fazla standart ürünler sunması… Aslına bakarsanız IKEA’nın ürünlerini kişiselleştirmek  de bizlerin elinde aslında! IKEA’dan alışveriş etmeye üşenmiyorsanız (Kasada beklemesi var, arabaya yüklemesi var, sonracığıma montajı var) bunlara da üşenmeyeceğinizden adım gibi eminim! Bakınız IKEA’da 20 TLye satılan Lack sehpa kaç şekle girmiş:     1- [Read On]

Hayalimdeki kanepe ve İMDAT!

Bakınız bu tarz kumaşlar, örtüler neden yok Türkiye’de? Bu işleri biraraya toparlayabilmek için benim dikiş öğrenmem şart mı? Şile’deki kanepemizin (sedir demek daha doğru olur) üzerine bu tarz bir örtü aradım, aradım, aradım… Ancak onu sadece Kervan’da polyester yatak örtüleri içerisinde bulabildim… Polyester almayacağım için(Sağlıksız, terletir, kaydırır ve benzeri binbir nedenle) gözyaşlarımı içime akıtarak(!) oradan [Read On]

Öncesi Sonrası

Çocukluğumda kullandığımız masa sandalyeleri düştü birden aklıma. Elden geçerlerse nefis sonları olacağından emindim. Önceden akıl edemediğim için sandalyeleri marangozdayken, biri hazırken, diğeri de hazırlanmaktayken fotoğrafladım. Bakar mısınız, sanki bir dizi operasyondan geçmiş gibiler! Bu da makyaj sonrası hali:

Yenilikler, Bölüm II

Önceden de söylemiştim ya ilk evimde birçok detay benim için düşünülmüştü. Bu evde öyle olsun istemedim. Ekmek tahtamın(Daha doğrusu camımın) desenini, kapı arkasına asacağım askılığı bile özenle seçtim, tepsilerimi severek hazırladım/aldım. Baharatlığımın bana özel olmasını, tablolarımın zamanla değil, en başından hazır olmalarını istedim. Daha ortada bir yazlık ev yokken, “Bahçeme Hoşgeldin” yazımız ve de onun [Read On]

Yenilikler…

Bir  ev öyle birdenbire istediğiniz hale bürünmüyor. Zaman gerekiyor, bakmak gerekiyor, düşünmek gerekiyor, bulmak gerekiyor. Cesaret gerekiyor(ki o bende bazen yoktur)… Tabii en önemlisi bu işi severek yapmak gerekiyor belki de! Bir de ilham perisi var ki, o kimimize uğruyor, kimimize uğramıyor… Hepimizin zevkleri farklı farklı, mesela kimisi benim evime girince(Kışlık evimizden bahsediyorum) “Rengarenk!” derken, [Read On]