Bazen…

Bu yazım da Anneyiz.biz zamanlarımdan…

Okuyup o zamanlar Neva ve Merva’nın ne kadar minik olduğunu, kafamdaki bazı endişelerin halen durduğunu, bazılarınınsa geçtiğini farkettim.

Şimdi de paylaşma vakti:

Bazen…
 
Bazen sosyalleşme ve kalabalıklara girme isteğimin kendi yalnızlığımdan kaçmak istememden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bazen Merva ve Neva uykudan uyanınca çok huysuz oluyorlar.

Bazen o anda yazı yazmak için ölüyorum ama o an başka bir şey yapmam gerekiyor.

Bazen Irak’ta yaşananlara koskoca dünya nasıl sessiz kalabiliyor, aklım almıyor.

Bazen bu kadar “bağımlı” bir ülkede dünyaya geldiğim için gururum kırılıyor.

Bazen insanların neden tek tip davranmamız beklentisinde olduğunu anlayamıyorum.

Bazen tüm kalıplarımdan kurtulmak istiyorum ama kalıplarımı yavaş yavaş, teker teker silip atıyorum. “Atabiliyorum ya, buna da şükür!” diyorum.

Bazen Merva ve Neva’yı yanlış yönlendirmekten korkuyorum.

Bazen çocukları işe gitmek, sinemaya gitmek, yemeğe gitmek için değil de, “hiçbir şey yapmamak üzere” birilerine bırakabilmek istiyorum.

Bazen canım hiçbir şey yapmak istemiyor, çocuksuz zamanlarımdaki gibi telefonumun sesini kısıp, yorganı başıma kadar çekip, aradan uzattığım ellerimde tuttuğum gazetemi/kitabımı okumak, okurken uyuyakalmak istiyorum.

Bazen filmlerdeki gibi benim de fonumda bir müzik çalsa bu ne olurdu diye düşünüyorum. O anki ruh halime göre bu I turn to you, Süper Baba, Villa-Lobos’un sevdiğim aryası ya da Thank You for The Music oluyor…

Bazen erkekleri daha iyi anlıyorum, en azından dürüst oldukları sürece!

Bazen dünyaya Merva ve Neva’nın gözüyle bakıyorum, her şey daha güzel görünüyor o zaman.

Bazen kutuplaşmalar olmasa ülkem ve dünya nasıl olurdu diye merak ediyorum.

Bazen düşüncelerin tek başlarına masum olduklarını hatırlayıp, biz neden bizim gibi düşünmeyenlere tepkili oluyoruz diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.

Bazen sevdiğim bir yazarın kitabını almak bile ben inanılmaz mutlu edebiliyor.

Bazen “En sevdiğim yazar Orhan Pamuk mu, yoksa öyle biri yok mu acaba?” diye düşünüyorum.

Bazen İbotane karşıma çıkmamış olsa, hala “evsiz”, hala Merva’sız, hala Neva’sız olurdum diye düşünüyorum. (Ve halime şükrediyorum.)

Bazen insanlar söylediklerimi çarpıtınca çok kızıyorum ama sonra geçiyor, bu sefer de “Hafızamı bu gereksiz detaylarla doldurmamak huy mu, yoksa bilinçli bir tercih mi acaba?” diye düşünmeye başlıyorum.

Bazen çevreden korkmadan, içimizden geldiği gibi yaşamamız gerektiğini düşünüyorum.

Bazen “Yeri geldiğinde kendimizi kırmaktansa, karşımızdakini kırmalı.” diye geçiriyorum içimden.

Bazen durup dururken kızlarıma sarılıyorum sıkı sıkı, içimden şükrediyorum yanımda oldukları için.

Bazen yazıma çok yorum geliyor, seviniyorum.

Sevgiyle…

PiSi: “Bazen” fikrini bana veren Orhan PAMUK’a teşekkürlerimle…

Bunlara Bir Göz Atın

Comments

  1. LâLe says:

    BAZEN, utanıyorum sevgimden!
    BAZEN, korkuyorum ölümden…
    Neler geçer yâr sözünden, hüzün geçer gül yüzünden…!

join the conversation

*