Amerika notları…

Bir süredir sizinle sıcak temasta değildim.

Ama kar toplayan bir güneş gibiydim esasında, Amerika’daydım :)

Bu satırların yazarının  ruhuna çok hitap eden bir yer Amerika, çünkü:

İnsanlar rahat ve neşeli,

Trafik yok, olan yerde de (Mesela Manhattan) araba kullanmadan da ulaşımı sağlayabiliyorsunuz.

Hobi merakı olanlar uğraşanlar için her biri birer yeryüzü cenneti niteliğinde birçok mağaza var.

Herkes birbirine çok saygılı ve güleryüzlü…

Arkadaşlıklar zayıf diye duyardım hep, ama İbotane’nin bana sürekli bahsettiği ve çok sevdiği birçok kişiyle görüştük, hepsi de aradan geçen 17 sene sonra bizi sıcacık sarıp sarmaladılar, hazırladıkları yemeklerdeki düşüncelililkle beraber bizi sıcacık kucakladılar ve kendimizi o ailelerin bir parçası gibi hissettirdiler.

Zaman çabucak akıp geçti, ben de bavulumda bol miktarda parti ve hobi malzemesi ile geri döndüm.

Şimdi yeni “cicilerimi” severek kutularına kaldırıyor, onları yeni bir proje için elime alacağım günü heyecanla bekliyorum :)

(Hemen değil, zira dağ gibi çamaşırla döndüm, çocuklar ve ben aşırı olmamakla beraber jetlag olduk, ortamı bir düzene koyayım herşeyin sırası gelecek!)

Herşeyi anladım da, önceden de görüp beğendiğim, ama asla almaya yeltenmediğim çok tatlı minimal bir sehpayı dönmemize 2 gün kala “Ben bunu bavula sığdırırım.” diyerek almam gerçekten komik oldu. Bavuldan çıkan sehpayı görünce     i-botane de çok güldü :) Son Almanya seyahatimden de sehpa aldığım için Neva anne sen de hep sehpa alıyorsun tatillerde deyince ben de şöyle cevap verdim:

“Masa da beğeniyorum aslında, ama bavula sığmıyor.”

Bu cümle bir  şaka değil, gerçeğin ta kendisi!

 

Müzeleri ilk başta yoğun bir programla gezdik. Amerika’daki müzelerin çocuklara da başarıyla hitap edebilme yeteneğine şapka çıkarttık.

çocuklarmuzede

 

Barnes & Noble’ı eksilmeyen bir heyecanla binbir kez ziyaret ettik ve bir zamanlar Kanyon D&R’daki Gloria Jeans gibi Starbucks’ta oturup kahve içerken (ya da cheesecake factory’nin ürünü bir cheesecake yerken) kitapları karıştırmak bizi mest etti.

Vee bir kez daha gördüm ki, Amerika’da işler daha farklı. Yemek kitapları bölümünün büyüklüğü, aradığınız herhangi bir konuyla ilgili karşınıza çeşit çeşit, desen desen kitap çıkması gerçekten takdire şayan bir durum. Ben tahmin edebileceğiniz gibi kendimi Dekorasyon kitapları bölümünden alamadım ve her seferinde “Bu son” diyerek külçe külçe kitap taşıdım.

Kimini bildiğim, kimini ise internetten takip ettiğim dekorasyon ve aksesuar mağazalarına girip, kalbim ağzımda , ağzım kulaklarımda gezdim,hem Evim dergisi’nde hem de burada kullanılmak üzere bool boool fotoğraf çektim.

Takip ettiğim bloglarda hep duyduğum thirft shop (2. el mağazası) olayını yerinde deneyimlemek üzere internetten araştırma yapıp bir thrift shop’a gittim ve  çok uygun fiyatlı ürünlerle gözyaşları içerisinde vedalaşmak zorunda kaldım.

Her tatil güzeldir, ama ben memleketimi, kebap ve mantı yemeyi, arkadaşlarımı, bilhassa da tüm tatil boyunca yanımızda kalamayan ve bizden erken dönen İbotane’yi çok özledim :)

Hobi malzemelerine, müzelere, alışverişe,gezmeye,  göze şeker niteliğindeki cicilere bicilere, çocuklarla eğlence parklarına gitmeye doydum.

Müzeleri gezdikçe bizim neden bu kalitede müzemiz yok, “Neden, neden, nedeeeğnnnnnnn?!” diye kendimize sorduk durduk.

 

nevapenguen

mervapenguen

Evimi özledim, çiçeklerimi, kendi düzenimi, minik arabamı…

Ve tabii bu satırları da!

Hoşgeldim, umarım hoşbulmuşumdur!

 

 

 

 

 

 

 

Bunlara Bir Göz Atın

join the conversation

*